13 Aralık 2013 Cuma

Madison Square Garden (The Garden)

        The world's most famous arena in the world.

        Daha Türkiye'deyken New York ile ilgili yaptığım planların başında yer alıyordu MSG. Sporun her türlüsünü seven ve takip eden bir adam olarak burda bulunmak harika bir duyguydu. Ayrıca NY Knicks'e de oldum olası bir sempatim olmuştur. Bu da tuzu biberi oldu tabi.

        Tabi ben burda bir basketbol maçı izlemeyi umarken tanrı bana çok daha iyi bir fırsat sundu. Glory 12 Kickbox turnuvasının MSG de düzenleceğini ve Giorgio Petrosyan'ın dövüşeceğini öğrendim. Şimdi bunu okuyanlardan dövüş sporları ile pek ilgilenmeyenler pek de matak bi bokmuş diyecek ama az buz ilgilenenler ve Petrosyanı tanıyanlar bunun ne kadar önemli olduğunu anlayacaktır.

         Ben gene de önce NBA maçı ile başlamak istiyorum.

         Knicks vs Bulls

         Hafta başı arkadaşlarla hadi bi NBA maçına gidelim bu hafta diye konuştuk ve gidip çarşamba günkü Knicks vs Bulls maçına biletleri aldık. Adam başı 60$ tuttu. NBA ve özellikle MSG için makul bir fiyat denebilir.

        6 kişi çarşamba günü maçtan hemen önce MSG nin önünde toplandık. 2 Alman, 1 İtalyan, 1 Fransız, 1 Türk ve 1 Arap'tan oluşan, en klişe fıkralara taş çıkartan bir grubumuz var.

   
Subway den çıkıp salona yürürken çektiğim bir kare
     

        Salona geldiğimizde açıkçası çok şaşırmadım. Zaten etkileyici bir atmosfer bekliyordum. Lüks bir oteldeymiş gibi hissediyorsunuz kendinizi salondan içeri ilk girdiğinizde. Ve gördüğünüz ilk şey  ''The world's most famous arena in the world'' -dünyanın en ünlü arenası-  yazısı oluyor ki bana göre haksız bir iddia da değil. Kızlar kendilerine şapka ve şu meşhur parmaklardan aldılar. Ben ise şimdilik bişey almamayı tercih ettim. Son hafta biraz pokunu çıkardım çünkü para harcamanın.

                                                  Yaklaşık 20bin kişilik muazzam bir salon
       
         Kuş yuvası şeklinde oval bir yapısı var trübünlerin ve en uzak noktasından dahi rahatça görebiliyorsunuz. Bu açıdan eğer birgün gelirseniz ve sadece en arkada bilet kalmış olursa da biletinizi alın derim. Bir tavsiye de, son günü bekleyin bilet almak için. Satılmayan biletler ucuzluyor.

         Burda şunu anladım ki insanlar basketbolu sadece bir araç olarak kullanıyorlar burda. İlk amaç kesinlikle eğlenmek, vakit geçirmek. Çeyrek ve mola araları müthiş şovlar yapılıyor. Sürekli bir aktivite bi organizasyon var salonun içinde. Hiç bitmiyor. Buna NBA maçının görsel etkisi de eklenince hayatınızın en hızlı akıp giden 2 saatlerinden birine tanık oluyorsunuz.

                                                  Maç esnasında bira içmek zevkli oluyor
       
        Başlarda rahat götürdüğümüz maçı sonlarda fark kapansa da kazanmasını bildik (İki günde de kırk yıllık Knicksli olduk). Eeee az bağırmadık DEEFFENNSEEEEE diye.

        Maçtan sonra direk eve döndük. Varmamız gece 1 i buldu.                                      

     
 

      GLORY 12 Kickbox Tournament

      Bizim Koreli Back ile beraber 'buy one get one free' olayından faydalandık ve adam başı 25$ dan aldık biletlerimizi. Bu arada eğer iPhone kullanıyorsanız biletiniz otomatik passbook uygulamasına geliyor. Bu uygulamanın güzel yanı yanınızda bilet taşımanıza gerek kalmıyor. Otomatik olarak çıktı almanıza da. Kapıda ekranı okutup giriyorsunuz.

        Maçlar oldukça hareketli geçti. Asıl önemli dövüşlerden önce yaklaşık 10 tane dövüş izledik ve bir çoğu knock-out ile bitti. Tv den izlemeyi severim ama canlı dövüş izlemek cidden ayrı bir zevk.



                                            
                                                                Eminim bu sesi hatırlayacaksınız

       Şimdi kalkıp tek tek maçları anlatmayağacım. Ama gecenin maçı elbette Petrosyan'ın maçıydı. 78-1-1 gibi akıl almaz kariyeri olan Petrosyan gözümüzün önünde kariyerinin ilk knock-down unu ve ilk knock-out unu yaşadı. Gözlerime inanamadim o an. Hayır bu gerçek olamaz diyordum. Back'e ilk söylediğim 'I think, god loves us' oldu. (Maçın hikayesini ve videosunu merak edenler buraya tıklayarak Yücel Tuğan'ın yazısına erişebilirler)

     
  Güzel kadınlar olmadan dövüş gecesi olmaz

         
        Knock-out veya down anlarında yeaaahhhhhhhhh diye kalkıp bağırmak çok zevkli oluyor. Premier ligde hissediyorsunuz kendinizi. Yapılcaklar listesinde bekliyor o da. Bakalım kısmet olcak mı birgün.

       Madison Square Garden tecrübelerim böyle. Sporu seviyorsanız mutlaka gelin bir maça derim. Ayrıca New York Rangers ta NHL maçlarını bu salonda oynuyor. Ona da gitmek istiyorum bakalım bigün.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder